2 Haziran 2018 Cumartesi

Seçim sonuçlarına ilişkin olasılıklar, CHP ve HDP

Baskın seçimler ile ilgili karar AKP-MHP koalisyonunun çıkarları için alınmıştı, ancak öyle görülüyor ki sonuçlar hiç de bu şer cephesinin istediği gibi olmayacak.

Türkiye'de yapılan anketlerin çoğu yandaş olduğu için AKP-MHP koalisyonunun oy oranı sürekli birkaç puan yüksek gösteriliyor, şimdilik %45 diyorlar. Bir hafta öncesine kadar sözkonusu bu oran %52 olarak gösteriliyordu. Eğer diğer partiler söylemlerinde ciddi bir hata yapmasalar 24 Haziran'da AKP-MHP koalisyonu hezimete uğrayabilir, oy oranı %40´a düşebilir. Bu şu anlama geliyor, AKP %32-33, MHP-BBP %7-8 dolayında oy alabilecek. Sonucun hezimetle karşılaşabileceğini tahmin eden AKP kurmaylarının eteği ateş tutuşmuş, yandaş medyada hergün boy göstermeye gayret ediyorlar.

Mevcut durumda HDP'nin oy oranı %10-11 civarında gibi görünüyor. Eğer iyi bir kitle çalışması sürdürülüp, kapı kapı dolaşarak kitlelere iyi mesaj verilirse bu oran %11-12´ye çıkabilir. Yani, olağanüstü bir müdahale gelişmez ise (AKP-MHP-Derin Devletin müdahalesi) HDP'nin barajı aşma sorunu olmayacaktır. Bu da takriben 60-70 milletvekiline tekabul ediyor.

Bu seçimler CHP için kader bellirleyici öneme sahiptir. Son 30 yıldır ilk defa bu denli iktidar  olmaya yakın görünüyor. Kendi içinde homojen bir yapıya sahip olmayıp gizli bir iç çatışmayı yaşıyor olsa da Muharem INCE'yi Cumhurbaşkanlığına aday göstermekle olumlu bir grafik yakalamıştır. INCE ´nin söylemleri ve performansı iyi gibi görülüyor. CHP yönetimi de onun arkasında sağlam durup kalan birkaç günlük kampanya sürecini iyi değerlendirirse (Özellikle Kılıçdaroğlu'nun gaf yapmaması önemlidir) ikinci turda Muharem INCE'nin kazanması büyük ihtimaldir.

Daha önceki süreçlerde olduğu gibi bu seçimlerde de Kürt seçmeninin rolü kilit önemdedir. Dolayısıyla Kürt oylarının büyük çoğunluğunu temsil eden HDP’nin rolü ve ağırlığı da büyüktür. Eğer milletvekili seçimlerinde CHP yanlış yapmaz ise (AKP-MHP-Derin Devlet ile hareket edip HDP'yi baraj altında tutma yaklaşımına girmez ise) Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinin ikinci turunda Muharem INCE'nin şansı daha da artacak.

CHP ile ilgili pozitif düşünmek istesek de kulağıma farklı sesler geliyor. CHP Genel Merkezine yakın kaynaklardan gelen mesajlar negatif bir rüzgarın estiğini haber veriyor. Özellikle milliyetçi ve Kılıcdaroğlu´na yakın bir kesim HDP’nin meclise girmesine pek sıcak bakmıyor. Diğer bir kesim ise daha pozitif bir yaklaşım içindedir. Bu kesim, özellikle CHP’nin milletvekili çıkaramayacağı olan seçim bölgelerinde HDP’nin desteklenmesinden, böylece HDP’nin kolaylıkla barajı aşmasından yana gibi bir yaklaşım içindedir. Eğer bu ikinci kesim ağırlığını koyarsa durumlar çok daha olumlu gelişebilir. Bu yaklaşım Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimlerinde Kürtlerin INCE´ye oy vermesini sağlayabilir. Aksi halde AKP-MHP koalisyonu mecliste çoğunluğu elde eder, 16 yıldır Türkiye’ye çektirilenler devam eder.

Cezaevinde olmasına rağmen Selahattin Demirtaş'ın küçümsenmeyecek düzeyde oy alabileceğini tahmin ediyorum. Ezilen, sömürülen ve devletin antidemokratik uygulamalarına uğrayan herkesin adayı elbette Selahattin'dir.

Umarım seçim sonuçları beni yanıltmayacaktır.

Ahmet G. DERE
01.06.2018

10 Mayıs 2018 Perşembe

25 Haziran Sabahı

Türkiye yeni bir seçim sürecini cok bunaltıcı bir havada yaşıyor. 2002 yılından beri en fazla önem arzeden ve o kadar da dikkat gerektiren bir seçim veya seçimler. AKP’nin uzun süren iktidarı Türkiye´yi ve orada yaşayan toplumları çok derinden etkilemiştir. İnsanların pek farketmediği ancak herkesin günlük hayatını ilgilendiren çok çarpık bir yaşam tarzı ciddi bir tehlike olarak ülkenin her tarafını gölgesine alan bir coğrafyadan sözediyoruz. Bu seçimler arefesinde sözkonusu tehlikeli gidişata karşı umut yaratan bir « uyanış »ı görmek mümkündür. Erdoğan’a « tamam, yeter artık » diyerek sosyal medyada başlayan kampanyalar bunun küçük bir göstergesidir.

Erdoğan’a karşı en göze çarpan rakip elbette HDP’nin Cumhurbaşkanlığına aday gösterdiği Selahattin Demirtaş’dır. Erdoğan ve ekibi 2015’ten beri kendilerine karşı bu tehlikeyi gördükleri için elem yapıp kulem yapıp Selahattin’i içeri tıktılar. Baskın seçim kararı ile de, kendilerine karşı gelişebilecek diğer tehlikeleri de ortadan kaldırmayı düşünmüşken tam tersi hamleler geldi. CHP desteğiyle Iyi Parti’nin seçimlere katılıyor olması, HDP’nin de en makul kararı vererek Türkiye Halklarına en uygun Cumhurbaşkanlığını yapabilecek olan Selahattin’i aday göstermesi, yine CHP’nin isabetli bir karar olarak gördüğüm Muharem İnce´yi aday göstermesi AKP-MHP koalisyonunun hesaplarını bozmuştur.

Bu denli önem arzeden seçim sürecinde elbette en büyük görev muhalefete düşmektedir. Başta HDP ve CHP olmak üzere seçimlere katılabilen veya katılamayan tüm muhalefet partileri bu kısa seçim sürecinde tarihi rollerini oynamaları çok çok önemlidir. Sözkonusu önem sadece biz Kürtler tarafından değil, Türkiye´nin yaşanabilir bir ülke olmasını arzulayan herkes açısından nazarı itibare alınması gerekir.

Selahattin Demirtaş’ın esir olarak tutuluyor olması bir handikap olsa da bunu tersine çevirmek mümkündür. HDP’nin ilgili organları doğru ve iyi çalışırlarsa Selahattin’in içinde bulunmuş olduğu esaret durumu vicdanlarda yankı uyandıracaktır. Seçim sandığının başına giden her vicdanlı kişinin dikkati Selahattin’e çevirilebilir. Bu noktada Selahattin’in neden tutuklu olduğu kitlelere doğru anlatılması önem arzediyor.

Demokrasiden pek nasibini almamış geri kalmış ülkelerde bile böylesi önemli bir makam için seçimlere katılmayı hak edip de aday olan biri içerde tutulmaz. Ne var ki burası Türkiye, bir taraftan muasır medeniyetlerden dem vurulurken diğer taraftan da kabile şeflerinin yönetiği ülkelerden daha geri bir hak, hukuk ve adalet sistemi sözkonusudur. İşte bu gerçekliğin seçmene çok iyi anlatılmasıyla, inanıyorum ki Selahattin’e akacak oylar daha da artacaktır. Türkiye o kadar da vicdandan yoksun bir topluluklar ülkesi değildir, elini vicdanına koyabilenlerin de yaşadığı bir ülkedir.

25 Haziran sabahı uyandığımızda Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilkin yaşandığını umuyorum, böyle bir gelişmenin ortaya çıkması ve yaşanması zamanı da gelmiştir. TC'nin sadece Türklerin olmadığı, aynı zamanda Türkiye'de yaşayan tüm halkların olduğunun kanıtlanması gerektigi an bu andır. Bunun da  özünde Kürt olan Selahattin gibi birinin bu seçimlerde kazanması ile mümkündür. Bu nedenle sadece Kürtler değil, aynı zamanda resmiyette Türkiye olarak bildiğimiz ülkede yaşayan herkesin bu arzunun gerçekeşmesi için uğraş vermesi gerekir diye düşünüyorum.

CHP’nin İyi Parti, Saadet Partisi ve Demokrat Parti ile itifak yaparken HDP’nin kapısını çalmaması bir handikaptır. Eğer CHP HDP’nin de bu itifağa katılmasını isteseydi belki HDP kabul etmezdi, bana göre etmeliydi. Ancak CHP’nin bu yaklaşımı, tıpkı dokunulmazlıkların kaldırılması sürecinde olduğu gibi, HDP’yi baraj altında bırakma amacının yattığını herkes tahmin eder. Bu nedenle daha önce CHP’ye oy verip de bu seçimlerde HDP lehinde tercihini kulananların sayısı artıyor, artacaktır. Örneğin Avrupa’daki Alevilerin en üst kurumu olan AABF bu konuda bir açıklama yaptı, tercihlerinin HDP’den yana olacağını beyan etti. AABF kadar cesaretli davranmayıp da sandık başına giderken mühürü HDP’den yana kulanacak olanların sayısının hayli fazla olduğunu düşünüyorum.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci turun yaşanacağı kesindir. Erdoğan’ın ilk turda alacağı oyların yüzde 40-45 bandında olacağına dair güçlü tahminler vardır. Her ne kadar araştırma firmalarının anketleri ilk turda Erdoğan’ın çok az bir fark ile seçileceğini söyleseler de gerçeğin öyle olmadığını biliyoruz. İkinci tura kalacak iki şık vardır ; 1- Selahattin ve Erdoğan, 2- Muharem İnce ve Erdoğan. Bugün AKP-MHP koalisyonu dışında kalan diğer tüm partiler Erdoğan’a karşı oldukları kesin gibi görülüyor. Bu mantık ile olaya bakılırsa ikinci turda Erdoğan’ın rakibinin şansı büyüktür.

24 Haziran seçimlerinde diğer önemli bir husus da Milletvekili Seçimleridir. Cumhurbaşkanlığı seçimleri kadar bu seçimler de önemlidir. İsabetli adayların  gösterilmesi halinde HDP’nin baraj sorunu olmayacaktır. Zira milletvekili seçimlerinde seçmenin önemli bir kısmı kendi ilinde aday olanlara göre oy kulanır. Bu nedenle HDP’nin milletvekili adaylarını seçmede çok dikkat etmesi elzemdir. Şimdiden birileri akrabacılık, hemşehircilik, aşiretçilik veya ahbapçavuşluk yaparak devreye girdiğini biliyorum. Umarım daha önceki seçimlerde düşülen sözkonusu bu hataya bu sefer düşülmez, halkın gönlünde yer edinmiş olanlara yer verilir.

AKP-MHP koalisyonunun başvuracağı çok tehlikeli ve kirli oyunlar olmasa HDP’nin baraj sorunu olmadığını belirtim. Dolayısıyla milletvekili seçimlerinde muhalefetin sandalye sayısı yüzde 55-60 bandında olabileceğini düşünüyorum. Hal böyle olunca Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilirse bile kendisini  zor bir süreç bekliyor. Bu kaygı Erdoğan’ın seçim mitinglerinde kulandığı üsluba da yansıyıor.

24 Haziran Seçimleri için sandık başına gidenler aynı zamanda vicdani bir sınav ile de karşı karşıyadırlar. Temenim herkesin bu sınavdan iyi not alarak çıkmasıdır.

Ahmet G. DERE : 10.05.2018

20 Nisan 2018 Cuma

Baskın Seçimler ve Kürtler

Erdoğan-Bahçeli ikilisi baskın seçim kararını almışlar, buna göre 24 Haziran 2018 günü Milletvekili ve Cumhurbaşkanı seçimleri yapılacak. Anayasa kılıfına uygun olsa da bu seçimler tamamen antidemokratik ve dikta rejimin etkisi altında yapılacağını gizleyemez. Dolayısıyla ne CHP, ne HDP ve ne de diğer partilerin yapabilecekleri farklı birşey yok, ancak doğru tavır geliştirerek bu baskın seçimlerinde AKP-MHP koalisyonuna zor günleri yaşatabilirler. Bunun için ise duygusal ve tepkisel yaklaşımlardan uzak durup, sağlıklı bir seçim stratejisinin belirlenmesi ve mantıklı bir politikanın yürütülmesi gerekiyor.

Seçim tarihi açıklandığından  beri gelişmeleri takip ettiğimizde görüyoruz ki Kürtlerde  bir kafa karışıklığı yaratılmak isteniyor. Belli bazı kesimler tepkisel yaklaşarak bu seçimleri protesto etmenin daha doğru olduğunu, kısık bir sesle de olsa, dilendiriyorlar. Bilinmeli ki bu seçimleri protesto etmenin en fazla Erdoğan-Bahçeli ikilisine yarayacaktır. Bu ikilinin alabilecekleri oyların yarısını, Türkiye genelinin yüzdeliğine göre, artırabilecekler. Diğer birşey şu ; seçimleri protesto etmek için yapılacak çağrıya da tüm parti seçmenleri uymaz, sandık başına gidecek olanların sayısı hayli fazla olacaktır. Dolayısıyla seçimleri protesto etmek değil, almak esas alınmalıdır diye düşünüyorum.

Verilen bilgilere göre HDP ve Hüda-Par dışında başka Kürt Partileri, yeterince örgütlenmediklerinden ötürü bu seçimlere giremez. HDP bu seçimlere tam hazırlıklı olmasa da önümüzdeki iki aylık süreç içerisinde eksikliklerini giderebilecek bir potansiyele sahiptir. Şimdiden harekete geçip varolan tüm Kürt Parti ve Kurumlarıyla ilişkilenip ortak bir seçim stratejisini oluşturma konusunda görüş alış-verişinde bulunmalıdır. Buna paralel olarak Türkiye’nin demokratikleşmesini isteyen kesimlerle de benzer bir ilişki geliştirilmelidir. Kimsenin kapris yapmaması, bireysel çıkar peşinde koşmaması, sadece Kürtlerin değil aynı zamanda Türkiye’deki ezilen ve baskı altında tutulan tüm kesimlerin sorunlarını gözeten bir yaklaşım belirlemeleri önemlidir. Bu noktada HDP eş-genel başkanları ve diğer yetkililerin bir çaba içerisinde olduklarını görüyoruz.

HDP’nin Cumhurbaşkanlığı için kendi adayını göstereceğinden şüphem yoktur. Sözkonusu bu adayın Selahattin Demirtaş veya başka birisinin olması elbette HDP’nin ilgili mercilerinin esas görevidir. Gönlümde Selahattin geçse de doğru bir adayın gösterileceğinden şüphem yoktur. HDP’nin milletvekiliği için aday göstereceği kişilerin profili çok önemlidir. Daha önce düşülen hatalara düşmemek, isabetli aday listelerini bellirlemek kolay bir iş olmasa da azami hasasiyetin gösterilmesi elzemdir. Şimdiden görülüyor ki emekten uzak, sadece ağzı biraz laf yapan kişi veya kişilikler harekete geçip aday olmaya çalışıyorlar. Daha önceki seçimlerde de benzer durumların yaşandığını, hatta bu nedenle bazı seçim bölgelerinde az oy alındığını biliyoruz. Bu kadar kısa bir süre içerisinde çok isabetli adayları göstermenin kolay olmadığını biliyorum ancak halka karşı sorumluluk üstlenmiş olanların bu ağır yükün altından da kalkabilme becerisini göstermelidirler diye düşünmek hakkımızdır.

Aday gösterirken HDP’ye alenen destek verecek olan Kürt Partilerine de yer verilmelidir. Hele hele kısa bir süre önce Kürt Ulusal Kongresinin toplanması için çaba gösteren HDP’nin bu noktada çok hasas davranması önem arzediyor. Burada diğer Kürt Partilerinin isimlerini vermek istemiyorum, zira hangisinin HDP’ye destek beyanında bulunacağı, hangisinin karşı bir duruş sergileyeceğini henüz bilemiyoruz. Önümüzdeki günlerde bu hususun netleşmesini umuyorum.

HDP’yi ister sevelim, ister sevmeyelim, bana göre böylesi bir süreçte küçük kırgınlıkların, küskünlüklerin bir tarafa bırakılıp halkın temel sorunlarına karşı sorumluluk duymak her duyarlı Kürdün görevidir. Ister Kürdistan’da olalım, isterse de yurtdışında olalım, yapabilecek birşeyimizin olduğuna inanıyorum. Bu temelde herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor. Özellikle geçmişte legal dediğimiz, yani HEP ile başlayan süreçle birlikte daha sonra kurulan diğer partilerde belli bir emek vermiş olup çeşitli nedenlerle geri çekilmiş olanların bu konuda yapabilecekleri çok şey olduğuna inanıyorum. Elbette bu kesimin sorumluluk üstlenmesi ve seçim çalışmalarında yer almaları için bugün HDP yetkilisi olanların üzerine görev düşüyor.

AKP-MHP koalisyonunun bu seçimlerde galip gelmesi, hele hele oylarında artış yapması tüm Türkiye için büyük bir kayıp olacağı gibi, Kürtler için çetin bir sürecin başlangıcı anlamına geliyor. Halk olarak her ne kadar çetin süreçlere alışık olsak da bunun pek de kolay olmadığını biliyoruz. Bu seçim süreci sözkonusu çetin süreçlerin bir parçası olarak görülmelidir diye düşünüyorum.

AKP-MHP’nin bu baskın seçimleri konusunda Avrupa’da veya başka alanlarda şikayet etme gibi bir yaklaşıma da girilmemeli, enerjinin bu alanlarda harcanmasının da doğru olduğuna inanmıyorum. Çünkü bu noktadan sonra hiçbir dış güç etkili bir müdahalede bulunamaz. Olsa olsa yine AKP-MHP şer cephesi bundan nemalanacaktır. Bu nedenle en doğru iş ve görev halkın içine girip topyekün bir halk çalışmasını yapmak gerekiyor.

Ahmet Gülabi DERE
20.04.2018